CHP Çanakkale Milletvvekili Özgür Ceylan, Siber Güvenlik Kanun Teklifi’nin tümü üzerine CHP Grubu adına Meclis Genel Kurulu’nda konuştu.
Sözlerine siber güvenlik hususunda çağı yakalamanın önemine vurgu yaparak başlayan Ceylan, şunları söyledi:
“Siber güvenlik, milli güvenliğimizin önemli bir parçası haline gelmiştir ve bu konuda çağı yakalayan önlemleri almamız son derece önemlidir. Ancak bunu yaparken insan hakları ve demokrasinin temel kavramlarından uzaklaşılması; olay mahallinde arama yapma, kopyalama, el koyma gibi izinlerin verilmesi çok sakıncalıdır. Bu yetki kişisel hak ve özgürlükleri hiçe sayacak bir yetki, bir teklifle yargı ve kolluk kuvvetlerinden herhangi bir onay almaya gerek duymadan Siber Güvenlik Başkanı harekete geçme yetkisini elde etmektedir. Siber Güvenlik Başkanı, partili Cumhurbaşkanı tarafından atanacak siyasi bir bürokrat. Bu yetkiyle muhalif gördüğü her türlü yapıya veya kişilere karşı operasyon yapma yetkisini eline almaktadır. Geçmişte yaşadığımız FETÖ kalkışması ve Ergenekon, Balyoz kumpas davaları bu şekilde olağanüstü yetkiler verilen kişilerin ne büyük acılara ve hukuksuzluklara yol açtığını göstermiştir. Bu teklifle partili cumhurbaşkanına bütün yetkileri veren tek adam yönetiminin çarpıklıkları küçük küçük tek adamlar yaratarak daha da arttırmaktır. Bu, bütün yetkileri bir kişiye verme hevesinizden vazgeçin!”
Konuşmasına teklifte yer alan 16. Maddenin tekliften çıkartılmasını isteyen Ceylan, sözlerine şöyle devam etti:
“Yine teklifin 16 maddesinde siber uzayda veri sızıntısı olmadığı halde veri yapılmış gibi içerik oluşturanlara 2 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası getirilmesi düzenlenmektedir. Hiçbir devlet kurumunun kendisinde veri sızıntısı olduğunu kolay kolay kabul etmeyeceği düşünüldüğünde bu madde tamamen gazeteciler de dâhil siyasal iktidara muhalif herkesi içeri atmaya yönelik bir maddedir ceza muhakemeleri kanununda zaten yer alan bir suç için burada CMK’dan daha da ağır bir ceza hükmü getirilmektedir. Siber Güvenlik Başkanlığının kurulmasını düzenleyen bu yasa teklifinde böyle bir ceza hükmünün bulunması kesinlikle yanlıştır. Bu konu Adalet Komisyonunda görüşülmesi gereken bir konuyken maalesef bu haliyle genel kurulun önüne gelmiştir. Tekliften çıkarılması yerinde olacaktır.
Bunun dışında yeri geldikçe diğer maddelerde de karşı çıktığımız noktaları genel kurulumuzun dikkatine sunmaya devam edeceğiz. Milli Güvenlik ile ilgili bir konunun Milli Savunma Komisyonunda görüşülmesine memnun olduk ancak gönül isterdi ki bu yasa teklifi ile beraber ordumuzun artık kronikleşen sorunlarına da çözüm üretilebilsin; askeri hastanelerin tekrar açılması sağlanabilsin. Ordusu olup da Askeri Hastanesi olmayan bir başka ülke yok değerli arkadaşlar. Niye bu konuda inat ediliyor, anlamak mümkün değil. Askeri doktorluk ve ve savaş cerrahisi normal sağlık hizmetlerinden farklı bir branştır. Uzmanlık gerektirir, çatışma sırasında ilk müdahale, savaş yaralanmalarının tedavisi, nükleer ve biyolojik saldırılara karşı korunma tamamen bu branşın alanlarıdır.
Sizler askeri hastaneleri açmamak bütün bu konularda zafiyet yarattığınızın farkında değil misiniz? GATA'ya FETÖ karışmış diye, GATA’yı kapattınız. İyi de sizin döneminizde FETÖ her yere karışmadı mı? Zaten AKP’ye de karıştı, AKP’yi kapattınız mı? Doğrusu anlamak mümkün değil. Askeri hastaneleri açmamak olası şehit sayımızdaki artışın ve askerimizin sağlığına kavuşamaması vebali sizin boynunuzda. Önlem almak yerine siz işin kolayını yaptınız ve 170 yıllık ordu geleneğimizin bir parçasını kapatıp, yok ettiniz. Sivil bir rektöre bağladınız ve kuvvet komutanlıklarıyla bağı son derece zayıflamış bir sistemle asker yetiştirmeye çalışıyorsunuz. Değişen harekât konseptleri ve tehditlere karşı sahayla yani kuvvet komutanlıklarıyla geri bildirim ve müfredat yenilenmesi bağı koparıldığı için yaşanabilecek güvenlik zafiyetlerinin sorumlusu bu kararı alanlardır.
Askeri liselerden bahsederken “Mustafa Kemal'in askerleriyiz” dedikleri için ordudan atılan 5 teğmenimiz ve askeri amirinden de bahsetmeden edemeyiz. Milli Savunma Bakanlığı yaptığı açıklamada teğmenlere verilen cezanın Mustafa Kemal’e bağlılıklarını bildirdikleri için değil, disiplinsizlik yaptıkları için verildiğini belirtmekte. Soruyorum size Sayın Savunma Bakanlığı yetkilileri; bu çocuklar aynı şekilde tören sonunda partili Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'a bağlılıklarını bildirseydi, aynı cezayı verir miydiniz? Buna cesaret edebilir miydiniz? Ordumuzda kahramanca görevler yapmış üst rütbeli amiri bu kadar kolay atar mıydınız? Ordudan insanların hayatlarıyla oynamak bu kadar kolay mı? Eğer Tayyip Erdoğan'a bağlılık bildiren bir faaliyet yapsalardı ben eminim ki hiçbir şey yapılmazdı. Birbirimizi kandırmayalım.
Konu disiplin ise geçmişte üniformasının üstüne sarık giyen ve görüntüleri sosyal medyaya düşen amirale neden ceza vermediniz? Savunma Bakanlığı alınan kararı savunurken ordunun itibarının zedelenmesinden bahsetmiş. Ordunun itibarı teğmenler Atatürk'e bağlılıklarını belirttiler diye zedelenmez ama asıl nasıl zedelenir biliyor musunuz değerli vekiller; Vatan toprağı Süleyman Şah Türbesini oradan oraya gezdirip durduğunuzda zedelenir. Suriye'de 33 askerimizi şehit eden Rusya'nın devlet başkanının kapısında dakikalarca beklediğinizde zedelenir. Yunanistan adalarımızı işgal ederken, silahlandırırken, kara sularımıza çekinmeden girerken ses çıkaramazsanız zedelenir.
Askerlerinizi çetin kış koşullarında koruyamadığınızda, teröriste hedef haline getirdiğinizde itibarımız zedelenir. Hesapsızca S400 alacağız derken F35 programından çıkarıldığımızda yerli ve milli uçağımız Kaan’ın envantere girişini bir türlü sağlayamadığınızda zedelenir. Yunanistan F35 alırken. F16'lar için aldığımız modernizasyon kitini bir başarı hikâyesi gibi anlatmaya çalıştığınızda ordumuzun itibarı zedelenir. 3 kuruşa yandaşa verdiğiniz tank paleti fabrikasından hala seri üretim bir tank dahi çıkmazken; devletin savunma sanayi şirketleri yerine başta damadın şirketi olmak üzere yandaş özel sektöre imtiyazlar sağladığınız da ordumuzun itibarı zedelenir. Ordumuza canla başla emek vermiş Astsubaylarımız özlük haklarını iyileştirmeyip; 3 kuruşa layık gördüğünüzde ordunun itibarı zedelenir. Ne olacak bu hem görevdeki hem de emekli astsubaylarımızın durumu? Neden çözüm üretmiyoruz? Emekli astsubaylarımızın çoğu geçinemedikleri için ek iş yapmak zorundalar, bunu görmüyor musunuz? Astsubaylarımızın makam görev tazminatları ve ek göstergeleri verilmelidir. Yine emekli binbaşılarımız çok zor durumdalar. Emekli bir binbaşının maaşı, emekli bir uzman çavuşun maaşının da altında kalmış durumdadır. Emekli binbaşılara makam görev tazminatları verilmelidir. Ordunun itibarını korumak istiyorsanız vatanı için gözünü kırpmadan canını vermeyi göze almış kahraman TSK mensuplarına hem görevdeyken hem de emekli olduklarında insan onuruna yarışır bir şekilde yaşamalarına yetecek maddi ve manevi imkânları sağlamalısınız.
Örneğin uzman çavuşlarımız. Silahlı kuvvetlerimizin en çok şehit ve gazi veren mensupları uzman çavuşlar ne istiyor; Görev yaparken aldıkları kıdem işaretlerinin rütbe olarak verilmesini. Dolayısıyla rütbe ve yetki sorumluluklarının belirlenmesini istiyorlar. Sağlık şartlarının subay ve astsubaylarda olduğu gibi düzenlenmesini istiyorlar kısaca uzman çavuşlar sağlık yönetmeliği, çalışma yönetmeliği, nöbet yönetmeliği, mesleki güvence, atama yönetmeliği ve sicil yönetmeliği istiyorlar. Uzman er ve er başlarımız sözleşmeleri bittiğinde devlet kadrolarına geçiş sözü verilmişti. Maalesef bu uygulanmamaktadır aynı şekilde sözleşmeli erlerimize de tanınan bu hak pratikte hiçbir işe yaramamaktadır. Sözleşmesi sona ermiş, işsiz kalmış uzman çavuşlarımız ve sözleşmeli erlerimiz çok zor durumdalar ve bizlerden çözüm bekliyorlar. Onların bu haykırışlarını duymadığımızda ordunun itibarı zedelenir.
Şehit ailelerimizin ve gazilerimizin de pek çok sorunları bulunmakta. Ordunun itibarını düşünüyorsanız vatan için canlarını ve kanlarını feda eden şehitlerimizin yakınları ve gazilerimizin; özlük, sağlık, eğitim, istihdam, sosyal tesislerden faydalanma gibi birçok alandaki bürokratik engellerden kaynaklanan sorunlarının çözümlenmesi gereklidir. Tek bir hastanenin onayına bağladığınız gazilerimizin ortez-protez işlemleri artık bir eziyet halini almıştır. Ordunun itibarını bu kadar düşünüyorsanız önce bu meseleleri çözmelisiniz.
Terörle mücadele sırasında yaralanıp, gazi sayılmayanların bir derneği var. Bu ülkede vücudunda şarapnelle yaşayan, uzuv kaybı yaşamış 23.000 vatan evladı Gazi sayılabilmek için artık yenilenmesi gereken SGK Mevzuatı ve TSK sağlık yönetmenliğinde yapacağımız değişiklikleri bekliyorlar. Ordunun itibarı vatan için canını ortaya koyanlara sahip çıkmakla korunur.
Değerli milletvekilleri askerimizin postal izinin olduğu her yerde yanında olan sivil memurlarımız adeta yok hükmündeler. Hizmet kolunun yasayla tanımlanmasını, 657 sayılı devlet memurları kanununa sınıf olarak eklenmesini beklemektedirler. Sosyal tesislerden dahi faydalanamayan sivil memurlarımız için gerekli maaş ve özlük hakları iyileştirmeleri yapılmalıdır.
12. dönem ASTASAK kursiyerleri 2016 yılında astsubay olarak mezun oldular. Tayin beklerken haklarında hiçbir ceza davası olmamasına rağmen 675 sayılı KYK ile astsubaylıkları iptal edildi. Danıştay ve Anayasa Mahkemesinin lehte kararlarına rağmen bu gençler hala atanmayı beklemektedir. Adeta yandaş savunma sanayi şirketlerine gitmeleri teşvik edilmektedir. Devletin üretim, bilgi birikimi göz göre göre elinden kayıp gitmektedir. Siz tüm mağduriyetlerin bir daha yaşanmamasını sağlayarak ordunun itibarını koruyabilirsiniz.
Ekim 2023'te kıdem ve ihbar tazminatlarını vermeden işten çıkardığınız tersane ve askeri fabrikalarda görevli 14 işçi haklarını arıyor. Bunlardan üçü iş iade davalarını kazanmalarına rağmen hala işlerine başlatılmamış. Sayın Bakan kurum içinde hakka ve hukuka uygun davranarak ordunun itibarını koruyabilirsiniz. Kapattığınız askeri mahkemeler nedeniyle askerimiz sivil yargıçlarca yargılanıyorlar. Başlı başına kendine has gerçekleri, koşulları olan askerlik mesleğini bu yaşam biçiminden uzak sivil yargıçların yargılaması doğru olmamaktadır. Bu alanda İhtisas mahkemeleri oluşturularak hakkaniyetli ve adaletli bir yargılamayı TSK personeline sunarak ordumuzun itibarını arttırabiliriz.
Askerimizin alın teri maaşından kesilerek biriktirdiği, geleceği için bir güvence yaratmasını beklediği OYAK’tan pis kokular gelmekte.
Enflasyonun altında açıklanan nema oranlarına sebep olarak arpalık haline gelen liyakatsiz yönetimin ve yandaş kurtarmaya yönelik yanlış yatırımların olduğu iddia edilmekte TSK personelinin alın teri emanetini doğru yöneterek ordunun itibari korunur. TSK personelimiz ağır ekonomik krizin altında ezilmektedir. Bu şartlar altında artık bir konut edinmesi hayal olan kıymetli askerlerimizin barınma sorunu bulunmaktadır. Lojmanlar yetersizdir. Lojman bulamayan TSK personeli için yüksek kira bedelleri artık dayanılmaz bir hal almıştır. Kira yardımını artırarak, yeni lojmanları bir an önce İnşa ederek ordumuzun itibarını korumanız gerekmektedir.
Maalesef bakanlığımız bütün bu sorunlar ortada dururken ordunun itibarını korumak için harekete geçmek yerine Atatürk'e bağlılık yemini eden 5 teğmeni ve onların amiri konumundaki üst rütbeli askerimizi ordudan atmakla uğraşmaktadır. Bu ihraç kararlarıyla elde edilmek istenen sonuç nedir? YDK’da karşı oy kullanan Kara Kuvvetleri Komutanlığı Kurmay Başkanı Korgeneral Tevfik Algan’ı tenzili rütbe ile kadrosuz bir göreve atayarak emekliliğini isteme noktasına getirmekle neyi ispatlamaya çalmaktasınız?
Tuzla Piyade Okulu’nda yaşanan olayda 10 Kasım’da yakasına Atatürk resmi takmayan öğrencilerle, onları uyaran öğrencileri aynı kefeye koyup ordudan attığınızda kimlere ne mesaj vermek istemektesiniz. Sakın bu yaşananları bağımsız hukuk falan diye açıklamayın. Recep Tayyip Erdoğan son olaydaki teğmenlerin atılacağını 7 Eylül tarihinde zaten söyledi. Katıldığı 21. İmam Hatipler Kurultayı’nda “Kılıçları kime çekiyorsun? Gerekli bütün araştırmalar yapılıyor oradaki birkaç tane kendini bilmez de temizlenecek. Bunlar kaç kişi olursa olsun ordumuzda bulunması mümkün değildir” diyerek zaten 5 ay önce kararı açıklamıştı. Dediği gibi de oldu hatta belirttiği araştırma için anket adı altında fişleme bile yapılmaya çalışıldı. Soruşturma açılacak, Yüksek Disiplin Kurulu ifadeleri alacak gibi oyalamalar la tam bir tiyatroyla zaten belli olan karar alındı.
Geçtiğimiz 13 Şubat'ta TÜSİAD Genel Kurulunda TÜSİAD Başkanı Orhan Turan ve yüksek istişare kurulu başkanı Adil Araz iktidarı eleştiren konuşmalar yaptılar. Aralarında teğmenlere verilen ceza da olmak üzere bazı yargı kararlarını eleştirerek, ekonominin düzelmesi için adalete ve hukukun ü üstünlüğüne dikkat çekmeye çalıştılar. Sen misin eleştiren!
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı işi gücü bıraktı hemen jet hızıyla başkanlar hakkında konuşmalarında yargıyı telkin ve yönlendirme için ifadeler kullandıkları tespitiyle, yargılamayı etkilemeye teşebbüs suçundan resen soruşturma başlattı. Polis eşliğinde ifadeye alındılar. Gerçekten şaka gibi. Başkanlar verilmiş kararları eleştirirken; partili Cumhurbaşkanı teğmenler hakkında daha verilmemiş mahkeme kararını 7 Eylül’de açıkladı, kimsenin sesi çıkmadı. Eğe ortada yargıya bir telkin ve etkilemeye çalışma suçu varsa Cumhurbaşkanı bunun âlâsını işlemiştir.
Böyle çifte standart olur mu? Üstelik partili Cumhurbaşkanı Bunu ilk defa da yapmıyor. Defalarca yargıya talimat verdiğini duymadık mı? Ama sizin hukukunuz kimin kime güce yetiyorsa o haklı oluyor. Siz bir avuç Atatürkçü teğmeni ve onların amirlerini gücünüz yettiği için adeta İntikam alır gibi cezalandırdınız. İhraç kararları tamamen siyasidir. Kimse bize aksini anlatmaya çalışmasın. Ordunun AKP eliyle FETÖ’den sonra yeni tarikatlara cemaatleri göz kırpmasıdır. Kemalizmi zehir olarak gören iktidar ortağınız HÜDAPAR’ı sevinçten havalara uçuracak bir karardır. Zaten Yüksek Askeri Şura’nın değişen yapısıyla ordunun siyasallaşması zirveye ulaştı. Şimdi Atatürk düşmanlarının da cirit atabileceği bir ortam yaratmaya çalışıyorsunuz.
Milli Eğitim Bakanı’nın bile Yüksek Askeri Şura üyesi olduğu bir ülkede askerin geleceğine karar verecek şuranın sekizi sivil, yalnızca dördü asker. Askerlikten anlamayan siviller ordunun geleceğini şekillendiriyor. Sivil olmaları bir yana hepsi siyasiler. Bir partiye ait ideolojiyi hayata geçirmek için en etkili konumlardan birinde, kendi dünya görüşlerine uygun atama ve terfiler ile parti ordusu yaratma konusunda önlerinde hiçbir engel yok. Kendileri gibi düşünmeyen Atatürkçü subayların tasfiyesi için ise hesap vermeyenlere Yüksek Askeri Şura kararları biçilmiş kaftan. Adeta bütün bu düzenlemelerle ve ihraç kararlarıyla bugün için açık açık söyleyemediklerini sizin için söyleyen HÜDAPAR’ı çok mutlu etmiş olabilirsiniz ama şunu kimse unutmasın, sizler budadıkça gelecek daha güçlü filizler. Bu ülke insanının gönlünden Atatürk sevgisini asla silemezler.”
(HADİYE AYŞE İRİM)